GEBELİKTE TANSİYON DÜŞMESİ

GEBELİKTE TANSİYON DÜŞMESİ (HAMİLELİKTE DÜŞÜK TANSİYON)

Gebelikte düşük tansiyon (hipotansiyon), yüksek tansiyon (hipertansiyon) kadar sık olmasa da bazı hastalarda karşılaşılan bir durumdur. Hamile bir bayanda tansiyon ölçümünün 90/60 mmHg altında olması tansiyonun düşük olduğu anlamına gelir. Tansiyon düşmesi baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, sersemlik gibi şikayetlere neden olur. Tansiyon (kan basıncı) düşmesi daha da ilerlerse bayılma meydana gelebilir.

Nedenleri:
– Gebeliğin özellikle ilk aylarında bulantı kusmaların fazla olmasından dolayı iyi beslenememe ve aşırı kusma düşük tansiyona neden olabilir. Hasta aşırı derecede halsiz ve bitkin düşebilir. Bu durumda hasta ağzından içecek alamadığı için genellikle damar yoluyla sıvı (serum) verilir.
– Gebelikte sırt üstü veya sağ yana doğru yatıldığında rahim büyük damarlara baskı yaparak tansiyon düşmesine neden olabilir. Gebelikte sol yana yatılması önerilir. Gebeliğin ilk aylarında (4. aya kadar) rahim henüz küçük olduğu için her yöne yatılabilir, sakınca olmaz.
– Hamilelikte aşırı kanama yaratan durumlar düşük tansiyona neden olabilir. Örneğin düşüğe bağlı aşırı kanama olması veya gebeliğin son aylarında bebeğin eşine bağlı aşırı kanama gibi durumlar tansiyon düşmesine neden olabilir. Gebelikte her tür kanama az miktarda bile olsa acilen doktora başvurmayı gerektirir.
– Yatarken veya otururken aniden ayağa kalkmak tansiyon düşmesi nedeniyle baş dönmesi, göz kararması gibi şikayetlere neden olabilir.
– Aşırı sıcak yaz aylarında terleme ile fazla sıvı kaybedilmesi tansiyon düşmesine neden olur. Bu nedenle yaz aylarında bol sıvı tüketilmesi önemlidir.

Tedavi:
Hamilelikte bu tür şikayetler ve belirtiler varlığında acilen doktora başvurulması gerekir. Tansiyon düşmesine neden olan duruma göre tedavi planlanacaktır.

Genellikle polimikrobiyal bir enfeksiyondur

KORYOAMNİYONİT
Koryoamnionit fetusun içinde bulunduğu amnion sıvısını çevreleyen zarların enfeksiyonudur. Bu zarların dışta olanı koryon zarı iç tarafta olanı amnion zarıdır, amnion zarı amnion sıvısı ile temas halindedir. Enfeksiyon etkeni olan bakteriler sıklıkla assendan yolla servikovajinal kanaldan gelir.

Risk faktörleri postpartum endometrit ile benzerdir:
– Genç yaş
– Düşük parite, ilk gebelik
– Uzamış eylem
– Uzamış EMR
– Çok sayıda vajinal muayene
– İnternal fetal monitör
– Bakteriel vajinozis, gonore gibi enfeksiyonlar
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Mekonyum boyalı amnion sıvısı

Genellikle polimikrobiyal bir enfeksiyondur. Anaerob bakteriler, bakteriodes, Grup B streptokoklar, E. Coli, enterokoklar, fusobakterium, mikopazma, üroplazma gibi ajanlara sık rastlanır. Bu nedenle tedavide geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılır.

Gram negatif aerobik: E.coli, Klebsiella, Proteus
Gram negatif anaerobik: Bakteriodes, Prevotella
Gram pozitif anaerobik: Peptokok, peptostreptokok

Bulgular:
Ateş, uterin hassasiyet, maternal ve fetal taşikardi, maternal lökositoz, kötü kokulu vajinal akıntı en sık görülen bulgulardır. Koryoamniotik zarın histopatolojik incelemesi kesin tanıya götürür.

Koryoamnionit olgularında postpartum atoni ve endometrit gelişme riski vardır.

Gebelikte yüksek tansiyon tedavisi

GEBELİKTE TANSİYON YÜKSEKLİĞİ (HİPERTANSİYON)
HAMİLELİKTE TANSİYON YÜKSELMESİ

Bazı gebeler zaten gebelikten önce yüksek tansiyona sahiptir, bazılarında ise bu durum gebelikle beraber başlar. Toplamda bütün gebeliklerin yaklaşık yüzde 10’unda yüksek tansiyon meydana gelir. Gebelikte hipertansif hastalıkların teşhis edilebilmesi ve takip ile tedavisinin planlanabilmesi için düzenli olarak kan basıncı takibi yapılması önemlidir.

Gebelikte tansiyon yüksekliği ile seyreden durumlar 5 farklı şekilde meydana gelebilir:
– Kronik hipertansiyon: Bu durumda tansiyon yüksekliği gebelikten önce vardır. Eğer gebeliğin 20. haftasından önce 140/90 üzerinde yüksek tansiyon saptanmışsa veya 20. haftadan sonra saptanan yüksek tansiyon postpartum 12. haftada hala düzelmemişse bu kronik hipertansiyon olarak kabul edilir.
– Gestasyonel hipertansiyon: Bu durumda tansiyon yüksekliği gebeliğin 20. haftasından sonra başlamaktadır ve postpartum 12. haftadan önce normale dönmektedir. Gestasyonel hipertansiyonda preeklampsiden farklı olarak proteinüri eşlik etmemektedir.
– Preeklampsi: Gestasyonel hipertansiyonda belirtilen kriterlere proteinürinin eşlik etmesi ile tanı konur. İdrarda protein atılımı 24 saatte 300 mg’ı geçiyorsa gebelikteki fizyolojik sınır aşılmıştır (+1 dipstik). Ödem preklampsiye sıklıkla eşlik eder ancak bir tanı kriter değildir, preeklampsi tanısı için ödem şart değildir. Ayrıca preeklampsi olmadan da ödem mevcut olabilir.
– Süperempoze preeklampsi: Kronik hipertansiyon varlığına ek olarak gebelik sırasında tansiyon yüksekliğinin ve proteinürinin daha fazla şiddetlenmesi durumudur. Gebelik sırasında en kötü prognozlu hipertansif hastalık budur.
– Eklampsi: Preeklampsi hastasında konvülziyonların (nöbet) görülmesi durumudur.

Gebelikte yüksek tansiyon tedavisi:
Eğer kan basıncı tehlikeli değerlere kadar yükselmiyorsa doğum başlayana dek gebeliğin devam etmesine izin verilebilir. Bu esnada tansiyon düşürücü ilaçlar bazen kullanılabilir. Eğer şiddetli preeklampsi veya eklampsi gelişirse tek tedavi doğumdur. Bebeği doğurtma kararı anneye ait riskler ve bebeğin anne karnında taşıdığı riskler ile doğum sonrası karşılaşacağı riskler gözönüne alınarak verilir. Bazen sezaryen ihtiyacı olabilir. Antihipertansif olarak alfametildopa, kalsiyum kanal blokörleri, hidralazin, labetalol, nitrogliserin gibi ilaçlar kullanılır. Hipertansif hastalıklara bağlı konvülziyonları (eklampsi) önlemek amacıyla magnezyum sülfat kullanılır.